Boca-River derbileri

Bir derbiden çok daha fazlası.

Oyuncu Raporu

Boli Bolingoli-Mbombo

Türk ve genç oyuncu tanıtım serisi | #7

Ozan Taşkın'ın kaleminden Deniz Hümmet.

Lig Analizi

Melik Murat Dere yazdı : " STLS Analizi "

31 Mart 2015 Salı

Mustafa Kemal İzzet Parlayamayan Yıldız...


  Mustafa Kemal , diğer bir çağrılış ismiyle Muzzy Izzet Londra doğumlu bir Türktür.Babası Kıbrıs Türkü annesi İngiliz.

Aslında İngiltere'de forma giymiş nadir Türklerden olduğu için herkesin çok yakından tanıması gerekiyor ancak öyle değil. İngilizler bile Muzzy'nin Türk olduğunu geç anladı.

  Kariyerine 1994 Eylül'ünde Chelsea altyapısında başladı ve A Takıma kadar yükseldi. 4 kez A takım formasını giyen Muzzy ardından Leicester'e kiralık yollanıyor.

 İşte orada bir kıvılcım çıkıyor ortaya.. İngilizlerin doldur boşalt oyunu can sıkıcı , golsüz maçlara neden olurken ayağa pas yapan , müthiş yüksek tekniğe sahip , yaratıcı bir oyuncu gelmişti Leicester'e. Bu nedenlerden dolayı sezon sonu Leicester Muzzy'nin bonservisini tam 3 milyona alıyordu.Paslarıyla ve tekniğiyle büyüleyen bu futbolcu 2002 Türkiye Milli Takımı'nın kadrosunda da vardı. EURO 2000'deki tüm maçlarda forma giyen Muzzy 2002 Dünya Kupası öncesinde Azerbaycan ile oynanan hazırlık maçında '10' numaralı formayı giymiş ve kaptanlık pazubandını koluna geçirmişti bile.Ne yazık ki o yaz Dünya Kupası'nda bir tek yarı finaldeki Brezilya maçında şans bulabildi. Arsenal 03-04'de namağlup şampiyon olurken Muzzy'nin takımı Leicester küme düşüyordu ancak Muzzy 14 asist ile asist kralı oluyordu.Türkiye Milli Takımı'nı seçtiğini bir toplantıyla açıklamadı , Leicester City FA Cup'da bir tur atlayınca elinde Türkiye bayrağıyla sahayı turlarken 20 bin taraftar gözlerine inanamıyordu.O sezon Gary Neville'nin baş düşmanıydı diyebiliriz.

 2004'de sözleşmesi bitmiş ve Birmingham City'e imza atmıştı. Ancak ilk sezonunda diz sakatlıkları peşini bırakmadı ve 7 maçta forma bulabildi.2006'ya kadar Birmingham ile 25 maça çıkabilen Muzzy ardından 27 Haziran akşamı karısı ve çocuklarıyla gözleri dolu bir şekilde futbolu bıraktığını anlatıyordu ki bu toplantı çok hüzünlüydü.

 İçindeki futbol aşkına bir türlü dur diyemeyen Muzzy 2009'da tekrar futbola döndü ve Thurmaston Town ile söleşme imzaladı, derken bir sakatlık daha.1 maç oynayabilen Muzzy tekrar futbolu bırakma kararı aldı.

Her şey için teşekkürler Mustafa!Sen mi bizi seçtiğin için hatalısın biz mi seni oynatmadık diye , bilmiyorum ama teşekkürler!



-Melik Murat Dere



29 Mart 2015 Pazar

Hatem Ben Arfa... Kayıp bir cevher..


  Bir futbolcu düşünün.. O kadar meziyetli ki yeni Figo olarak adlandırılıyor , attığı çalımları gözünüzle takip edemiyorsunuz , Lyon'da iken Marsilya'yı peşinden koşturuyor...Aklıyla oynuyor..
Ya da düşünmeyin... Zaten öyle biri var. Kendisi Hatem Ben Arfa..

  Aslen Tunuslu bir ailenin çocuğu. Kısaca yine bir Fransız hikayesi , yine sömürge.Ailevi sorunları çok olan bu genç çocuk çalıştığı oto yıkamacıdan kaçıp mahalle maçlarına katılıyordu. Mahallesinde ünlü olan bu genç her maç müthiş yeteneğiyle göz büyülüyordu.

 1993 yazında Lyon yaz futbol okuluyla başlamıştı bu hikayeye..

Her şey iyi gidiyordu Lyon'da profesyonel oldu.. Çalımlar , goller , asistler..

Tamı tamına 12 Milyon Euro'ya Marsilya'ya transfer oldu.. Büyük para , büyük oyuncu.

Kiralık gitti Newcastle'a. Premier Lig'deydi artık.Her şey daha zordu.

Sonra... Sonrası çok çok kötü. Manchester City ile oynanan maçta Nigel de Jong Arfa'nın bacağını kırmıştı..Çok zor günler yaşayan Ben Arfa'ya Newcastle sahip çıktı.Onun ayağı kırıldıktan tam bir gün sonra Newcastle 4.5 yıllık bir sözleşme teklif etti.Ben Arfa'ya bu kadar hoşgörü , merhamet ile yaklaşan Newcastle artık Ben Arfa'nın yeni eviydi..

 Yine de zor günlerdi onun için.. Kariyerini bu kadar sıkıntı içerisinde ilerletmeye çalışırken mahvolmuştu.28 yaşına geldi bile..

 Dağılmış bir kariyer. Gece hayatı , sakatlıklar , vefasızlık... Hatem Ben Arfa..

-Melik Murat Dere

Robben'siz Hollanda , Hollanda değil...

 Dün ki maçta anladık ki Robben olmadan Hollanda Hollanda değil.

 Şimdi , size kendi görüşlerimle bu kadar eleştirilen ilk 11 - hatta kadro yapısı - nasıl bu kadar iyi bir oyun ortaya koyar? Hollanda'yı elinden kaçırır?

 İlk olarak kadroya ve ilk 11'e bakalım;

 Daha çok oynamayan oyuncuları tercih etmesi düşününce mantıklı geliyor Fatih Terim'in... Şimdi hep oynayan bir Volkan Demirel mi hırsla , kadroda kalabilmek için oynar yoksa böylesine önemli bir maçta rol aldığına şaşıran bir diğer Volkan Babacan mı?

 İkincisi ise şimdiye kadar Hollanda ile oynadığımız maçlarda hep bizim daha çok puana ihtiyacımız var idi. Şimdi ise Hollanda saldırdı,onların daha çok puana ihtiyacı vardı.Bunlar benim fikirlerim.Tabi bu oyunun nedenlerinden biri de çok çok akıllı bir Fatih Terim taktiğidir.Türk futbolunun -bana göre- Aykut Kocaman ile birlikte en taktisyen hocasıdır.Bas Dost oyuna girdikten sonra 4-2-4'e dönen Hollanda adeta topuyla tüfeğiyle kuşatmaya geliyordu.. Bu da demek oluyor ki Ersan gir Serdar çık...

 Çok önemli bir değişikliktir bu. Bas Dost kalıplı , uzun boy , kompakt oynayan kuvvetli -fazlasıyla- bir futbolcudur. Wolfsburg'dan Bayern'e attığı gollerle en azından tanıyoruz.Huntelaar zaten tank...

Ersan'ı da tebrik etmek lazım ki kafa toplarında çok çok iyiydi bu kadar güçü rakiplerle oynamasına karşın..

 Yani uzun lafın kısası ben bu takımı beğendim... Konya'da biz bu Hollanda'yı parçalarız.

 Arkandayız Türkiye! Arkandayız Fatih Hoca!

-Melik Murat Dere

28 Mart 2015 Cumartesi

Türkiye - Hollanda maçı.. Bir maçtan daha fazlası.


  Sanki biz bu senaryoyu bir yerden tanıyoruz. Fatih Terim gelir bir kaç galibiyet alır gönüllere taht kurar sonra önemli bir maç yenilince veya gruptan çıkılamayınca yaka paça Galatasaray'a..Tabii ki Türkiye ve Galatasaray'ın bir efsanesidir ancak biz bu haksızlığı hep yapıyoruz bu adamlara- Şenol Güneş-.

  Bu maç üstünde bakarsak Robben'in olmaması bizi tabiki umutlandırıyor ancak karşımızda Hollanda olduğunu unutmayarak ve haddimizi bilerek oynamamız gerek.Bu maç kazanılırsa -ki çok zor- grup iyice karışır.Bir taraftan Çekler , bir taraftan İzlanda derken meydan muharabesine döndü olay. Maça Fatih Terim'in normal 4-4-2'si ile çıkarsak %70 ihtimal yeniliriz.Karşıda bu taktiğin en iyi kontrasını bilen bir Hollanda var çünkü.

 İlerde Burak Yılmaz ve Mevlüt oynamalı eğer berabere giderse 55 civarı Umut girmeli.Nedeni ise Burak orada defansı yoracak ve hızıyla deşecek yavaş defansı ki Vlaar'ın üstüne oynamalı.-Yavaş bir stoper- En azından Burak'tan yavaş olduğu kesin.Mevlüt ise pivot görevini yapabilirse en azından bir gol bulabiliriz.Hakan'ın ara paslarına koşabilirse Burak al sana 2...

 Bunlar hayal. Böyle oynanmalı ancak Hollanda'ya gol atabilir miyiz?Muallak.

 Orta saha sağda Olcay olmalı kesinlikle.Çok yıpratır,yorar o kısmı.Ortada Hakan ve Emre. Hakan ofansif oynar Emre'de defansı toparlar.. Solda Caner oynamalı..Sol bek değil.

 Defans ise çok karışık.. Egemen'in çağrılmaması Fatih Hoca'nın büyük bir hatasıdır.Fenerbahçe Egemen'in oynadığı 8 maçta 1 gol yemiş.Fazla söze gerek yok bugün en az 1 gol yiyoruz.Bu arada Ömer Toprak gelmedi milli takıma.. Tabi o da haklı biri bana silah doğrultsa ben bir daha onunla aynı ortama girmem.Sol bekte Hakan Balta bence..Götürebilir, götürmeli.. Sağ bek Gökhan tabiki aksini iddia edenin olacağını sanmıyorum. Stopere bence Chedjou..

 Şaka bir yana çok sallanan bir stoper rotasyonumuz var , sağ stoper Semih oynarsa sol stoper Ersan olmalı.

 Tüm bunların arasında,başarılar Türkiye!

-Melik Murat Dere